Sınav Kelimeleri Ders 3

Sınav Kelimeleri Ders 3
Sınav Kelimeleri Ders 3
Denial

İngilizce Anlamı: A statement saying that something is not true

Türkçe Anlamı: İnkar, ret

Örnek Cümle
The government issued an official denial of the rumour.
Hükümet dedikodular için resmi bir ret yazısı yayınladı.

Restraint

İngilizce Anlamı: Calm sensible controlled behaviour, especially in a situation when it is difficult to stay calm:

Türkçe Anlamı: Kısıtlama, kendini tutma

Örnek Cümle
The police were praised for their restraint in handling the demonstrators.
Polisin göstericileri kontrol ederken kendisini tutması övgüyle karşılandı.

Discretion

İngilizce Anlamı: The ability and right to decide exactly what should be done in a particular situation

Türkçe Anlamı: Basiret, takdir yetkisi

Örnek Cümle
People want to have more discretion over their working hours.
İnsanlar artık çalışma saatleri üzerinde daha çok takdir yetkisi olmaları gerektiğini düşünüyor.

Confidence

İngilizce Anlamı: The feeling that you can trust someone or something to be good, work well, or produce good results

Türkçe Anlamı: Güven duygusu

Örnek Cümle
The survey reveals a lack of confidence in the police.
Yapılan araştırma polise güven eksikliği olduğunu gösteriyor.

Reservation

İngilizce Anlamı: An arrangement which you make so that a place in a hotel, restaurant, plane etc is kept for you at a particular time in the future

Türkçe Anlamı: Rezervasyon

Örnek Cümle
I always arrange the reservations before the travels in my family.
Ailemizde seyahatten önce rezervasyon işlerini hep ben ayarlarım.

Composed

İngilizce Anlamı: Seeming calm and not upset or angry:

Türkçe Anlamı: Sakin, kendi halinde

Örnek Cümle
He looked very composed at the court.
Mahkemede çok sakin görünüyordu.

Resultant

İngilizce Anlamı: Formal happening or existing because of something.

Türkçe Anlamı: Sonuç

Örnek Cümle
She is still trying to get over the attack and the resultant injuries.
Hala saldırı ve saldırı sonucu oluşan yaraların üstesinden gelmeye çalışıyor.

Appreciated

İngilizce Anlamı: Being understood how serious or important a situation or problem is or what someone's feelings are

Türkçe Anlamı: Takdir edilen

Örnek Cümle
We know that your great work wasn't appreciated enough by the authoroties.
Çıkardığınız mükemmel işin yetkililer tarafından yeterince takdir edilmediğini biliyoruz.

Outrageous

İngilizce Anlamı: Very shocking and extremely unfair or offensive

Türkçe Anlamı: Acımasız, çirkin, acayip

Örnek Cümle
The police had an outrageous attack by the demonstrators.
Polis göstericiler tarafından acımasız bir saldırıya uğradı.

Restored

İngilizce Anlamı: Feeling better and stronger

Türkçe Anlamı: Rahatlamış

Örnek Cümle
After a cup of tea, she felt quite restored.
Bir fincan çaydan sonra kendisini oldukça rahatlamış hissetti.

Trial

İngilizce Anlamı: A process of testing to find out whether something works effectively and is safe

Türkçe Anlamı: Deneme yapma

Örnek Cümle
You can download the trial version on the internet.
Deneme versiyonunu internetten indirebilirsin.

Precaution

İngilizce Anlamı: Something you do in order to prevent something dangerous or unpleasant from happening

Türkçe Anlamı: Önlem

Örnek Cümle
The traffic barriers were put there as a safety precaution.
Trafik bariyerleri bir güvenlik önlemi olarak konulmaktadır.

Effort

İngilizce Anlamı: The physical or mental energy that is needed to do something

Türkçe Anlamı: Gayret

Örnek Cümle
I'd like to thank you for your great effort.
Büyük gayretiniz için teşekkür etmek istiyorum.

Objection

İngilizce Anlamı: A statement of disapproval or a reason to dislike something

Türkçe Anlamı: İtiraz

Örnek Cümle
Lawyers raised no objection to the plan.
Avukatlar plana itiraz etmediler.

Attempt

İngilizce Anlamı: An act of trying to do something, especially something difficult

Türkçe Anlamı: Girişim

Örnek Cümle
The protesters made no attempt to resist arrest.
Protestocular tutuklamalara direnç göstermek için bir girişimde bulunmadılar.

Shyly

İngilizce Anlamı: Acting in a shy way

Türkçe Anlamı: Çekingen bir şekilde

Örnek Cümle
He approached the young man shyly and whispered in his ear.
Genç adama çekingen bir şekilde yaklaştı ve kulağına fısıldadı.

Endearingly

İngilizce Anlamı: A way of doing something in an adorable way

Türkçe Anlamı: Çekici bir şekilde

Örnek Cümle
She showed her skills on the stage endearingly.
Sahnede tüm hünerlerini çekici bir şekilde gösterdi.

Sensitively

İngilizce Anlamı: In a sensitive way

Türkçe Anlamı: Duyarlı bir şekilde

Örnek Cümle
My dad listens to me sensivitely when I tell him about my problems.
Babama ne zaman problemlerinden bahsetsem, duyarlı bir şekilde dinler.

Readily

İngilizce Anlamı: Without hesitation; willingly

Türkçe Anlamı: Canı gönülden, kolayca

Örnek Cümle
Jack readly agreed to help us for the project.
Jack projeye yardım etmeyi canı gönülden isteyerek kabul etti.

Inconsiderately

İngilizce Anlamı: Without thought or consideration for others; thoughtless; heedless

Türkçe Anlamı: Düşüncesizce

Örnek Cümle
She refused my offer inconsiderately.
Teklifimi düşüncesiz bir şekilde reddetti.

Intention

İngilizce Anlamı: A plan or desire to do something.

Türkçe Anlamı: Niyet

Örnek Cümle
I have no intention of taking a break now.
Şu anda bir mola vermeye niyetim yok.

Complaint

İngilizce Anlamı: A statement in which someone complains about something:

Türkçe Anlamı: Şikayet

Örnek Cümle
The sales assistants are trained to deal with customer complaints in a friendly manner.
Satış asistanları müşteri şikayetleriyle dost bir tavırla ilgilenmek için eğitim alırlar.

Negotiations

İngilizce Anlamı: Official discussions between the representatives of opposing groups who are trying to reach an agreement, especially in business or politics

Türkçe Anlamı: Görüşmeler

Örnek Cümle
The government opened negotiations with the IMF.
Hükümet IMF ile görüşmeleri başlattı.

Commitment

İngilizce Anlamı: A promise to do something or to behave in a particular way:

Türkçe Anlamı: Bağlılık, taahhüt

Örnek Cümle
Are you ready to make a long-term commitment?
Uzun vadeli bir taahhüt vermeye hazır mısın?

Involvement

İngilizce Anlamı: The act of taking part in an activity or event

Türkçe Anlamı: Dahil olma, bulaşma

Örnek Cümle
Teachers say they welcome parental involvement in the process.
Öğretmenler, velilerin sürece dahil olmalarını iyi karşılıyorlar.

Reklam